Eski Türklerde Yemek Kültürü: Orta Asya’dan Günümüze

1 vote, ortalama: 5,00 1 vote, ortalama: 5,00 1 vote, ortalama: 5,00 1 vote, ortalama: 5,00 1 vote, ortalama: 5,00 (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Eski Türklerde Yemek Kültürü: Orta Asya’dan Günümüze Tarifi

Atalarımızın Mutfak Mirası Türk Yemek Kültürü

Ülkeleri ve milletleri birbirinden farklı kılan özellikler arasında, yemek kültürleri yer almaktadır. Yemek kültürü milletin geçmişinden gelen yaşayış biçimi sonucunda oluşan bir soyut mirastır. Nasıl ki deniz ülkeleri deniz ürünleri ağırlıklı yemekler tanıttı ise dünyaya, her ülke de bulunduğu iklime özel yiyeceklerden yaptığı yemekler ile adını duyurmuştur.

Beslenme kültürü Türk kültürünün en önemli unsurudur. Dini inanışlar da yemek kültürünün oluşmasında etkilidir. Bu durumu Mani dininde açıkça görmekteyiz. Et yemeyi yasaklayan Mani dinine inanan toplumda, yemeklerde et kullanılmazdı. Bu inanış da doğal olarak halkın gücünü azalttı ve savaşlarda yenik düşmesine neden oldu. Demek oluyor ki yemek kültürü; toplumun dini ve siyasi hayatını etkileyen en önemli unsurdur.

Bu yazımızda en eski Türkler ve mutfakları hakkında merak edilenleri cevaplandıracağız. Eski Türkler nasıl beslenirdi? Yemeklerinde neler kullanılırdı? Hangi besinlere ağırlık verilirdi? gibi soruları bu yazıda açıklayacağız. Atadan gelen yemek kültürünün günümüzdeki etkileri de sizler için ifade edildi.

otağ

Eski Türkler’in Yaşayış ve Beslenme Şekilleri Hakkında

Eski Türkler, ekonomilerini genel olarak hayvancılıktan sağlamaktaydı. Bu ekonomik sistem onların beslenme alışkanlıklarını da etkiledi. Besledikleri hayvanlardan erkek olanları kesip yemeklerinde kullanırlardı. Erkek hayvanları kesmelerindeki amaç doğurganlığı devam ettirmekti. İleri görüşlü olan Türk Milleti, etleri hem pişirerek hem de konserve yaparak olası bir durumda tüketmek için saklıyorlardı. Et onlar için güç ve sağlık kaynağıydı.

Beslenilen hayvanların sadece etinden değil aynı zamanda sütünden ve derisinden de faydalanarak hayatlarını devam ettirirlerdi. Halk hep bir arada olmayı amaçlamış ve birlik duygusunu uzun süre devam ettirmiştir. Şölenlerde, düğünlerde ve bayramlarda bir araya gelinir hep birlikte yemekler yenilirdi. Bu gibi toplanmalar millet olma duygusunu da pekiştirirdi.

Toplumun göçebe ve yerleşik hayata geçmesi hem ekonomik imkanlarını etkilerdi hem de mutfak kültürlerini. Yerleşik hayata geçen Uygurlar, kısa sürede toprağı değerlendirdi ve tarım toplumuna dönüştü. Bu faaliyet de yemeklerinde sebzelerin kullanılmasına katkı sağladı. Göçebe olan toplumlarda ise yine hayvansal gıdalar tüketilmeye devam etti.

yayla

Eski Türklerde Yemek Kültürü

Türk toplumunda unun ve ekmeğin yeri de çok kutsaldır. Ekmek, sofralarda muhakkak olan bir yiyecektir. Ekmekler kadınlar tarafından yapılır ve uzun süre tüketilirdi. Yemeklere mutlaka sıcak çorba ile başlanır, yemek sonrasında kuru meyvelerden yapılan hoşaflar ikram edilirdi. Türk milletinin uzun süreli sağlığının sırrı da bu beslenme kültüründen gelmekteydi.

Göçebe hayatın vermiş olduğu etki ile et ağırlıklı yemekler tüketen eski Türkler, hayvanın her bölümünü değerlendirmekteydi. Özellikle bağırsakları, hiçbir şekilde ziyan etmeden bağırsak dolması, mumbar ve sucuk ile tüketirlerdi.

Devlet için kesilen hayvanlarda bir özellik dikkat çekmektedir. Kesilen hayvanın beyni devlet büyüğüne sunulurdu. Sadece devlet büyüğü yiyebilirdi. Ev için kesilen hayvanlarda da beyin eti aile babasına ikram edilirdi. Kebaplar, kavurmalar ve yahniler yine eski Türkler’de sıkça tüketilen et yemeklerindendir.

kebap

Günümüzde de devam eden mantı geleneği, yine eski Türkler’den gelen bir lezzet mirasıdır. Türkler mantıyı ufak hamurların içindeki ufak etlerle tüketirlerdi. Hiçbir yemek ziyan olmazdı, et suları ile çorbalar ve pilavlar yapılırdı.

Eski dönemlerde süt ve süt ürünlerinin değeri oldukça ayrıydı. Sütün bolluğu adeta zenginlik ifadesiydi. Sütten çeşitli peynirler, yoğurtlar ve yağlar elde edilirdi. Şu an tereyağı olarak kullandığımız yağa “sağ yağ” adını verirlerdi. Yapılan yoğurtlar eğer ekşimeye başladıysa biraz sulandırıp öyle tüketirlerdi. Türk mutfağının bereketli olması eskiden beri gelen bu alışkanlıktandır. Özellikle süzme yoğurt sofralarda sıkça yerini alırdı. Yoğurtla yapılan süzme çorbalar, tarhana çorbaları hem pratik olmasından hem de besin değeri yüksek olmasından dolayı devamlı tüketilirdi.

pide

Tahıl ürünleri de geçmişten günümüze gelen değerli gıdalar arasında yer almaktadır. Hamur sofranın en önemli unsurudur. O dönemdeki geleneklere göre, evlenecek kıza ekmek yaptırılırdı. Eğer damat tarafı kızın yaptığı ekmeği beğenmezse düğünden vazgeçme hakkına sahipti. Ayrıca hamuru iyi tutmayan ve pişmeyen kadınlar da o dönemlerde eleştirilirdi. Hamurdan pideler, etli ekmekler, yufkalar ve erişteler yapılır uzun bir süre yemeklerde kullanılırdı. “banduma” adı verilen bir hamur yemeği ise devlet şölenlerinde mutlaka pişirilen yemekler arasında yer alırdı.

Dağlardan ve otlaklardan toplanan doğal otlar ile çeşitli yemekler yapılırdı. Hastalıklara şifa olan bu otlar kimi zaman kaynatılıp içilir, kimi zaman da hamurlu yemeklere eklenirdi. Semiz, ısırgan, geven, kekik ve gelincik gibi otların mutfakta her zaman yeri vardı.

helva

Yemeklerden sonra ve özel günlerde ikram edilen tatlılar da günümüzde olduğu gibi keyifli sohbetler ile tüketilirdi. Helva kültürü eski Türkler’den gelen bir tatlı geleneğidir. Bol yağ ile kavrulan una şerbet eklenir ve özellikle doğum sonrasında gelen misafirlere sunulurdu. Meyveler ise hem taze haliyle hem de kuru haliyle tüketilirdi. Besin değeri yüksek, güç veren dut, erik, armut, yabani çilek, böğürtlen ve kiraz gibi meyveler mevsiminde sıkça tüketilirdi.

Eski Türk mutfağında içeceklerin de yeri oldukça geniştir. Yoğurdu sulandırıp ayran yapan Türkler, sıcak havalarda serinlemek için bolca ayran içerlerdi. Hatta bu ayranı bir tulum içinde bir süre bekleterek alkollü olmayan bir “ayran rakısı” elde ederlerdi. Bu içecek kişiyi serinletip susuzluğunu giderirdi. Bal ve sudan yaptıkları ballı hoşaf, meyvelerden elde ettikleri meyve hoşafı da unutulmayacak içecek kültürleri arasında bulunmaktadır.

kımız

Eski Türkler denildiğinde ve içecek söz konusu olduğunda akıllara ilk gelen “kımız” ise Tarihi Hun Türkleri’ne kadar geçmişi uzanan bir içecektir. Kısrak sütünden elde edilen kımız, ilaç niteliğinde bir içecek mirasıdır. Kımızlar, eve gelen değerli misafirlere ikram edilen kıymetli bir içecektir. Rus tarihi incelendiğinde, Kıpçakların Rus devlet büyüklerine kımız ikram ettiği görülmektedir. Kımız Türk toplumunun imece usulü elde ettiği bir içecekti. Oba halkı bir olup mayıs ayında kımız üretirdi.

Eski Türkler’in yemek kültürleri her türlü eğlencelerinde varlığını devam ettirmiştir. Nevruz, bayram, düğün, sünnet ve yeni yıl kutlaması gibi özel günlerinde tüm oba bir olup şenlik içinde yemek yer ve bu günleri coşkuyla kutlardı.

Eski Türk toplumunun beslenme kültürüne bakıldığında sağlıklı ve dinç kalmak için her türlü besini tükettikleri, hiçbir yemeği ziyan etmediği ve üretici bir toplum olduğu dikkat çeker. Orta Asya’nın ikliminde dinç ve güçlü kalmak için beslenmelerine dikkat ettikleri de göze çarpar. Yemeklerin bir arada ve huzur içinde yenilmesi için gerekli disiplin sağlanmaktadır. Yemeklerde oluşturulan birlik ve beraberlik, toprakların korunması ve soyun devam etmesi için de önemli bir unsur sayılırdı.

Osmanlı Mutfağı Yemekleri ve Tatlıları yazımızı inceleyebilirsiniz.

Önemli not: Sitemizde yayımlamış olduğumuz makaleler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; geçerliliğini zamanla yitirebilir. Söz konusu besinin faydaları, iyi geldiği hastalıklar ve kullanım önerileri hiçbir zaman doktor teşhisinin yerini tutmaz. Besinler her bünyede farklı etki yaratabileceğinden, uygulamaya geçmeden önce mutlaka bir doktora danışmanız gerekmektedir. Bu durum göz ardı edildiğinde ortaya çıkabilecek sorunlar ve yan etkilerden sitemiz sorumlu tutulamaz.
Eski Türklerde Yemek Kültürü: Orta Asya’dan Günümüze 23.05.2018 tarihinde yayınladı.